İstanbul’un merkezinde bir şehir
Sanki barış değil, savaş alanıdır.
Hürriyetin, bağımsızlığın değerini bilmeyenler
Bir gün güzelliğe değil, belâya bulanır.
Değerli okuyucularım!
Televizyon görüntülerini izlerken duyduğum üzüntünün haddi hesabının olmadığını belirtmeliyim. Ne biçim işçi, ne biçim sendika başkanı bunlar. Herhalde hürriyet bunlara çok fazla gelmiş. Gariban halkım çaresizlik içinde derdine çare aramakta, oradan oraya koşmaktadır. Bazı televizyoncuların usta kıytırık bazı spikerleri durmadan polisin attığı biber gazını sadece ekrana getirmekte, tek suçlu sanki onlar, yöneticiler, polisler yazıklar olsun. Bu ülkede doğru konuşan, yazan beş kişi yoksa, inanın orada hem hayat zora girer, hem de toprağın altındakilerin kemiği sızlar. Bu vatanın bize nelere mal olduğunu bilmeyen gafillere göz yumanlar bilmem bu dünyadan nasıl ayrılırlar. Bu satırları yazarken iki olay aklıma geldi. Birincisi Osmanlı Devletinin son döneminde Osmanlı-Rus savaşı sonunda imzalanan Ayestafenos(Yeşilköy) anlaşması sırasında Saffet Paşa’nın ağlayarak söylediği sözlerdir. 1878 yılında söylenen sözden çıkaracağımız çok önemli ders vardır. Paşa hem imza atar, hem de der ki:”Ağla gözlerim ağla, bize hicran yaraşır, erkeği olmayan memlekete düşman yaraşır.”
Diğer önemli konu Taksim’e camii yapımıyla ilgili hatırladığım bir konudur. Taksim, en az 700bin Müslüman, 30bin civarında gayri müslümün oturduğu bir semttir. Mesai saatlerinde sanırım 2,5milyonu bulmaktadır. Burada 14-15 kilise, bir havra gayri müslümlere hizmet verirken bu kadar Müslüman için sadece 3 mescit vardır. 1950 den bu yana bir camii projesi vardır. Bir ara emekli general Sami Karamısır’ın dernek başkanlığını yaptığı bu dernek bir türlü bunu gerçekleştirememiştir. Anıtlar yüksek kurulu “Tarihi eser vardır.” Bahanesiyle buna izin vermemiştir. Hem Adnan Menderes hem de Turgut Özal burada bir camii yapımını gerçekleştirememiştir. Şimdi de bayram adı altında her türlü bozgunculuğun hedefidir.
Değerli dostlar! 01 Mayıs 1977 yılı ülkemiz için kara bir yıldır. Bayram adı altında yapılan tören sırasında 37 insanımız hayatını kaybetti. Şimdi görüyorum da tarihten ibret almayan, milletinden utanmayan, Allah’tan korkmayan sendika yöneticileri, siyasetçiler, görünmeyen mihraklar kan peşindedir. Doğrusu edep, hayanın kaybolduğu bir ortamda yaşıyoruz. Allah bu gariban milleti korusun diyecek sözüm çok ama faydasının olmayacağını biliyorum, ne var ki gönül buna razı değil, Allah bunları da ıslah etsin dileğiyle sağlıcakla kalın. |