Herkesi duyarlı olmaya çağıran Arslan, şunları söyledi: ''Türkiye'yi yönetenlere, iktidarı ve muhalefetiyle söz sahibi olan sivil ve askeri bürokrasiye herkese buradan bir çağrı yapıyoruz. Soğukkanlı şekilde Türkiye'nin menfaatlerini gözeterek ülkemizin zor bir coğrafyada olduğunu unutmayan, yaşanabilecek olumsuzlukların faturasını sadece bize değil bölgemize çıkacağının farkında olarak herkes, sorumlu hareket etmek zorunda. Sadece konuşan, sadece hesap soran ama hesap vermeyen, toplumu dışlayan, toplumun değerleriyle savaşan, toplumun değerleriyle inatlaşan bürokrasiye, sivil ve asker bürokrasiye de soğukkanlı olmalarını, ülkenin çıkarlarının her şeyin üzerinde olduğunun farkında olmalarını istiyoruz. Çifte standarttan uzaklaşıp Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda hareket etmelerini istiyoruz. Her gün bir bildiriyle karşılaşıyoruz. Yetti artık. Türkiye'nin bunlardan kurtulması gerekir. 27 Nisan bildirisi, önceki gün Yargıtay'ın bildirisi, dün Danıştay'ın bildirisi. Ne oluyor Allah aşkına... Türkiye nereye götürülmek isteniyor. Bunca olumlu gelişmelere rağmen Türkiye'nin bir kaosa itilmek istenmesi, Türkiye'de huzurun ve barışın yerine kaosun hakim kılınmak istenmesine fırsat vermemek lazım.''
Yaşanan en küçük krizlerin bile faturasının çalışanlara çıktığını savunan Arslan, 28 Şubat sürecinde sadece bankacılık krizinde 35 bin kişinin işini kaybettiğini belirtti. Arslan, ''Türkiye'nin rayından çıkarıldığı, demokratik yollarla gelmiş iktidarların hangi demokratik yöntemlerle uzaklaştırılmak istendiği her dönemde Türkiye acı faturalar ödemiştir. Burada da en büyük faturayı çalışanlar ödemiştir'' dedi. Arslan, 1 Mayıs'ta sendika olarak sorumlu davrandıklarını vurgulayarak, ''Türkiye'nin her yerini Taksim'e dönüştürmek ve coşkuyla kutlamak mümkün iken, bir Taksim takıntısının Türkiye'ye nelere mal olduğunu hep birlikte gördük. AB Parlamentosunun gündeminde, batı medyasının gündemine taşındı. Ne ile taşındı? Gaz bombalarıyla, coplarıyla, çatışan insanlarıyla... Buna ne gerek vardı? Birileri bundan nemalanıyor'' diye konuştu. Kepez Belediye Başkanı Erdal Öner de imzalanan toplu sözleşme ile en düşük işçi ücretinin 950 YTL'den bin 100 YTL'ye çıkarıldığını söyledi. Sosyal haklarla birlikte işçi ücretlerine ortalama yüzde 15 zam yapıldığı kaydedildi.
|