29 Ağustos 2008 Cuma 17:53  Çığırtkanlar cezalandırıldı 09:56  Yangın mücadele timi kurulacak 09:53  Küresel ısınmaya karşı pedal çevirdiler 09:50  Çöp toplama saatleri değişti 09:48  Antalya’nın kurtuluşu kutlandı 09:48  Sevgisiz dünya olmaz 09:46  Sıcaklık 45 derece 09:45  “Eller Üretimde Ürünler Görücüde” 09:44  LPG’li sistem yoğun ilgi 09:43  Ufo müzesi açıldı 09:42  
 Çok Okunanlar
 
 Çok Yorumlananlar
 


SU HAYATTIR SÜT SAĞLIKTIR
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Süt dünyanın en harika içeceğidir. Su hayattır, süt sağlıktır dedi.

Bakan Eker, Türkiye'de Metil Bromit Kullanımının Sonlandırılması Projesi Çalıştayı'nın açılış bölümüne katıldıktan sonra Dünya Süt Günü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Adonis Otel'de düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Eker, bir bardak süt içerek, ''Süt dünyanın en harika içeceğidir. Su hayattır, süt sağlıktır. Esasen sütün yüzde 90'ından fazlası da sudan ibarettir'' dedi.


Bakan Eker, ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle paralel olarak süt üretim ve tüketiminin de arttığını vurguladı. Sütün üretiminin hayvancılık politikaları ve sektörün gelişmesine bağlı olduğuna işaret eden Eker, ''Türkiye'de dünyanın gelişmiş ülkelerinin aksine havancılık sektörünün toplam tarım sektörü içindeki payı düşük. Biz de Türkiye'de hükümet olarak hayvancılığın tarım sektörü içindeki payının artırılması yönünde politikalar izledik'' dedi. Bunu sağlamak için 80 milyon YTL civarındaki hayvancılık desteğini 800 milyon YTL'ye çıkardıklarını belirten Eker, şöyle konuştu: ''Uyguladığımız politikayla Türkiye'deki hayvansal üretimi önemli miktarda artırdık. 2002 yılında Türkiye sadece 8,4 milyon ton süt üretirken, bugün Türkiye'nin süt üretimi 12 milyon tondur. Bu çok önemli bir gelişme.'' Eker, birim hayvandan alınan süt miktarının artırılması için genetik kapasitesinin genişletilmesi gerektiğini, bunun birinci yolunun da suni tohumlama olduğunu anlattı. Eker, ''Türkiye 2002 yılında 624 bin suni tohumlama uygulaması yaparken bugün bu rakam 2 milyon 650 bin uygulamaya çıktı. Yani ilave 2 milyon suni tohumlama uygulaması yapılıyor'' diye konuştu. Süt üretiminin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla hayvanların ihtiyaç duyduğu kaba yem üretimini de artırmak gerektiğine işaret eden Eker, Türkiye'nin 2002 yılında 200 bin hektar alanda yem bitkileri üretimini desteklerken, bugün bu rakamın 1 milyon hektara ulaştığını vurguladı.


Bakan Eker, Türkiye'de sütü süt olarak tüketmenin Avrupalılara göre daha düşük olduğunu, buna karşın Türk insanının sütü yoğurt, ayran, beyaz peynir şeklinde tükettiğini söyledi.Süt üreticileri ve üretimini daha profesyonel hale getirmek için Süt Konseyi kurulması yönünde çalışmalara başlandığını anlatan Eker, Türkiye'nin Uluslararası Sütçülük Federasyonu'na üyeliğiyle ilgili çalışmaların da son aşamasına geldiğini bildirdi. Eker, şöyle konuştu: ''Toplumda özellikle sütün sağlıklı bir şekilde üretilmesi, sağlıklı yerlerde satılması ve özellikle kayıt içinde sanayi tesislerinde işlenmesi hususunda toplumda herkese görev düşüyor. Sokak aralarında satılan, kontrol edilmemiş, sütünün muhtevasında antibiyotik olma ihtimali olan, denetimden geçmemiş süt tüketiminin azaltılması, bununla mücadele edilmesi gerekiyor. Gıda güvenliği bilincinin geniş toplum kesimlerine yayılması gerekiyor. Bizim de hem gıdanın üretiminden, hem de gıdanın sağlıklı olmasından ve bunun temininden sorumlu sektör ve bakanlık olarak ilgili tüm paydaşlarla tüm toplum kesimleriyle birlikte bu konuda çalışmalar yapıyoruz.'' Bakan Eker, sokak aralarında satılan ''antibiyotikli sütlere'' karşı da vatandaşları uyardı. Bu sütleri içen çocuklarda antibiyotiğe karşı direnç oluştuğuna dikkati çeken Eker, şu bilgileri verdi: ''Çünkü sokak aralarında satılan bu sütleri içen çocuklarda bir takım hastalıklarla karşı karşıya kaldıklarında antibiyotiklere karşı direnç gelişiyor. Bu çok önemli bir problem. Antibiyotik kullanıyor, ama iyileşemiyor. Bunun temel sebeplerinden bir tanesi, farkında olmadan, azar azar sokak sütleri yoluyla antibiyotik almış olmaları. Antibiyotikler amacına ulaşmıyor. Başka türlü hastalıkların da sütle bulaşma ihtimali var. Ona da dikkat etmemiz lazım. Bunun denetimini toplum olarak yapmamız gerekiyor.''


Bakan Eker konuşmasında, mera ıslahının da önemine işaret etti. Hayvanların daha iyi beslenmesinin daha çok süt vermelerini sağlayacağına değinen Eker, şöyle konuştu: ''Türkiye 2002 yılında 68 bin dekar alanda mera ıslahı yaparken, 2007 yılında 540 bin dekar alanda mera ıslah çalışması yaptı. Yani 68 bin dekar 540 bin dekara çıktı mera ıslahı yönünden. Burada bir başka faktör de şu: Türkiye'deki toplam hayvan varlığı içindeki kültür ırkı ve melezi oranı yüzde 65'ten yüzde 70'e çıktı. İşletmeleri daha modern, daha profesyonel hale getirmek maksadıyla bir dizi tedbir alındı.'' Bakan Eker, hükümet olarak toplam bin 491 tarımsal kalkınma kooperatifine destek verdiklerini, kooperatiflere 125 bin baş damızlık gebe düve de temin ettiklerini anlattı. Eker, süt sağlığını kontrol edecek makine ekipman alımlarını da hükümet olarak desteklediklerine işaret etti.


Bakan Eker, keneyle mücadele konusunda 36 ilde çalışma yaptıklarını bildirdi. Bu projenin Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa yürütüldüğünü belirten Eker, kenelerin meralarda yaşadığını ve sadece insanlarda hastalığa neden olduklarını belirtti. Eker, ''Pratik olarak da teorik olarak da Türkiye'nin bütün meralarını keneye karşı ilaçlama gibi bir imkan yok. Böyle bir şey zaten büyük çevre felaketlerine yol açar. Kenelerle mücadele edecek doğal aktörlerin devreye konulması gerekiyor. Kuşlar ve kenelerle mücadele eden tabiattaki diğer canlıların denge içinde gelişmesi mühim'' dedi. Bakan Eker, hayvanların meraya çıkarken ve meradan gelirken iki kez ilaçlanmasını içeren bir proje yürütüldüğünü, bu şekilde yaşam zincirinde bir kopukluk meydana getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Piknik yapmak üzere açık alanlara gidecek vatandaşlara da uyarılarda bulunan Eker, ''Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde kene var. Kene bize mahsus bir şey değil. ABD'de var, Avrupa ülkelerinde de var ve herkes kendini bir şekilde koruyor'' dedi. Bakan Eker, sivrisineği uzak tutan kimyasallara benzeyen, içeriğinde binde 5 permetrin kimyasal hammadesi olan bir ilacın keneyi vücuttan uzak tuttuğunu ifade etti. ABD ordusunun da bunu kullandığını ifade eden Eker, ''Kene tabiatta var. Olmaması mümkün değil. Dolayısıyla onlara karşı korunmak için binde 5'lik permetrin ihtiva eden ilacın kullanılması öneriliyor'' diye konuştu. Eker, pikniğe gidecek vatandaşların açık renk giysiler giymelerini, otların üzerine uzanırken dikkatli olmaları gerektiğini kaydetti.


 




13:39:35
29 Agustos 2008
Bu haber  65  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.1818 1.1875
Euro 1.7454 1.7538
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
Yazarlarimiz
ENVER ÖZTÜRK
Geleceğin yarınını görememek?
ZEYYAT ŞAHİN
DÜŞ YOLCULUĞU
HAKAN ÇIRAK
BİRAZ BİRAZ…
ALİKEMAL BİRİNCİ
Kalenema Vadisi’nin isyanı
MÜRSEL NAMLI
KENE
EBUBEKİR SAĞLAM
Embesiller sizi!..
ERDOĞAN KIRMIZIOĞLU
TOGAN YAZI- ŞİİR KÖŞESİ
AHMET ARIK
TAKSİM’DE İŞÇİ BAYRAMI!
CİHAT RAMAZAN GÜRBÜZ
BUNLAR MI DARBE YAPACAK?
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Optimizasyon IE 5+ ve FF1+[ 1024 x 768 ] & Macromedia Flash
Tüm içerikler deneme yayını için eklenmiştir.