banner35
26 Haziran 2017 Pazartesi

Başkan Sungur’dan Birlik ve Beraberlik İftarı

“Maalesef insanlık ve vicdan ölmüştür”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Suriye'deki savaşa ilişkin "Çok net bir şekilde görüyoruz ki insanlık ölmüştür. Vicdan ayaklar altındadır. Vicdan da ölmüştür. Eğer bir vicdan olsa bu olup bitenler karşısında o vicdan ayağa kalkar ve bunun gereğini yapar. Ama maalesef yapmıyor." dedi

06 Nisan 2017 Perşembe 20:19
Bu haber 333 kez okundu
 “Maalesef insanlık ve vicdan ölmüştür”

Uluslararası tekelleşme bütün dünyayı etkisi altına aldı

Bozdağ, Kırıkkale Üniversitesince düzenlenen 2. Uluslararası Savunma Sanayi Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin insanlığın ilk gününden bugüne kadar her daim gündemde olan çok önemli bir konu olduğunu ve kıyamete kadar da en önemli konulardan birisi olacağını belirtti. Savunma sanayi konusunda uluslararası bir tekelleşmenin bütün dünyayı etkisi altına aldığını aktaran Bozdağ, "Bu tekelleşmenin de dünyanın huzuruna, barışına, en büyük kötülüğü yaptığını görüyoruz. BM Güvenlik Konseyindeki belirli sayıdaki üyenin dünyanın huzuru ve güveni konusunda karar alırken uluslararası hukuku göz ardı eden ama sadece kendi çıkarlarını esas alan kararlar alması da dünya barışını tehdit etmektedir. Bugün Suriye'de yaşananlara baktığımızda gerçekten çok büyük bir dramla karşı karşıyayız. Esed yönetimi İdlib'de kimyasal silah kullandı ve pek çok çocuk, kadın, erkek masum insan bu kimyasal silah kullanımı sonucu hayatını kaybetti." diye konuştu.

Türkiye'yi eleştirenler, 'insan hakları' diyenler nerede

Bakan Bozdağ, "İnsanlık, uluslararası hukuk, vicdan öldü mü?" diye seslenerek, şunları söyledi: "Bütün dünya insanlara ve insanların yaşamına değer verme konusunda birbirinden daha üstününü tanımıyor. 'En iyi ben verdim' diyor. İnsanların hakları tartışılmaz. Bütün devletlerin ve uluslararası örgütlerin görevi de bu hakları teminat altına almak ve özgürce kullanımını sağlamaktır. Her defasında Türkiye'yi eleştirenler, 'insan hakları, insan hakları' diyenlere soruyorum. Suriye'de öldürülenlerin yaşam hakkı karşısında neden sesinizi yükseltmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Onların yaşam hakkı yok mu? Uluslararası hukuk gereği altına imza attığımız metinlerin gereğini neden BM yapmıyor? Neden BM Güvenlik Konseyi, uluslararası örgütler yapmıyor? Neden bu vahşet karşısında ortak bir tavır ortaya koymuyor. Çok net bir şekilde görüyoruz ki insanlık ölmüştür. Vicdan ayaklar altındadır. Vicdan da ölmüştür. Eğer bir vicdan olsa bu olup bitenler karşısında o vicdan ayağa kalkar ve bunun gereğini yapar. Ama maalesef yapmıyor."

İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir

Avrupa'dan gelip her defasında insan hakları dersi vermeye kalkanlara da seslenen Bozdağ, "Niye gidip de bunu Esed'e veya bunu yapanlara, ses çıkarmayanlara söylemiyorsunuz? dedi. Bozdağ, bunları engelleme imkanı olup da engellemeyen, mani olma imkanı olup da mani olmayanların sorumluluklarının da tartışmasız olduğunu kaydetti. Putin'in de Trump'ın da başka ülkelerin ve liderlerinin de ölen insanlardan dolayı mesuliyeti olduğunu dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti: "Vazifelerini yapıp, altlarına imza attıkları uluslararası hukukun gereğini yapmadıkları için mesuliyetleri var. Ülkelerin elbette çıkarı olacaktır ve çıkarlarını elbette esas alacaktır. Ama hiçbir ülkenin çıkarı, insanlığı yok etmek üzerine kurulamaz. Masum insanların öldürülmesini kendi ülkesinin menfaati gibi gören bir anlayışla dünya daha fazla yoluna devam edemez. Gördüğümüz şey maalesef böyle bir fotoğrafı veriyor. İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir. Terör, silah ve bu tekeli elinde tutanlar kazanmıştır. Ama bunlar da eninde sonunda kaybedecek, yine insanlık kazanacaktır. Türkiye bu anlamda insanlığın sözcüsü, hakkın, vicdanın yegane seslendiricisi olmuş, adaletin tecellisi için üzerine düşeni büyük bir gayretle yapmış, yapmaya da devam edecektir. Biz hep hakkı söyledik. Onun içinde bizden rahatsız oluyorlar. Haksızlıkları yüze vurduğumuz için rahatsız oluyorlar. Biz öldürmekte kimseyle yarış yapamayız. Masumların üzerine ölüm kusan silahları göndermekte bizim kimseyle yarış yapma niyetimiz yok. Biz yaşatmakta, yaşam hakkını korumakta, her türlü yarışa varız. İyilikte, güzellikte, insanlığı barış ortamına çekmekte yarışa varız."

Türkiye kamuoyuna açıklasın

Kılıçdaroğlu'nun kendi elinde olan bilgi ve belgeleri Türkiye kamuoyuyla paylaşması gerektiğini aktaran Bozdağ, "Her konuda sadece bir suçlama yapıyor, 'bunun elimde bilgisi var, listesi var' diyor. Aynı şeyi ByLock'la ilgili söylüyor vekillerle ilgili. O zaman dürüst bir siyasetçi olarak elindeki bu listeleri kendine saklamaması lazım. Türkiye kamuoyuna açıklaması ve Türk halkının öğrenme hakkına saygı duyması lazım ve bu listeleri açıklaması doğru olandır." dedi.

Herkes iddiasını ispatla mükelleftir

Bu çağrıyı Kılıçdaroğlu'na hep yaptıklarını dile getiren Bozdağ, "Eğer doğruysanız, dürüstseniz, iftira etmiyorsanız, elinizdeki listeleri açıklayın ve onları Türkiye kamuoyuyla paylaşın. Ama eğer bunu yapmazsanız, o zaman sadece 'çamur at izi kalsın' hesabı bir iftirayı dillendirmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bunu ispat etmeyen müfteri olur. Onun için de Sayın Kılıçdaroğlu'nun müfteri duruma düşmemesi için bu iddialarını ispat etmesi ve bunu da Türkiye kamuoyuyla paylaşması lazımdır. Ama bugüne kadar Sayın Kılıçdaroğlu bunu yapmadı, öyle gözüküyor ki bundan sonra çamur atarak, suçlama yaparak, 16 Nisan'a kadar bu tavrını sürdürecek." ifadelerini kullandı.

Belli ki Sayın Genel Başkanı da etkisi altına almış, aklını tam kullanamıyor"

Bozdağ, CHP'nin, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) söylemlerinin Türkiye'deki sözcüsü olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Adil Öksüz ile ilgili darbeyle ilgili FETÖ'nün söylemlerinin iftiralarının Türkiye'deki sözcüsü CHP olmuştur. 17-25 Aralık sürecinde de FETÖ'nün Türkiye'de kalkıştığı hukuk darbesi sürecinde de gördük ki yine o dönemde bütün iftiraların, kumpasların hem parlamento çatısı altında hem parlamento dışında değişik platformların tamamında CHP tarafından sözcülüğünün yapıldığını gördük ve onların savunuculuğu yapıldı. Onların söyledikleri onlar tarafından daha yüksek sesle, daha gür bir şekilde ifade edildi. Şimdi aynı şeyi darbe teşebbüsünden sonra yaşıyoruz. Türkiye bir darbeyi yaşadı. 249 insanımız şehit oldu, 2 bin 194 insanımız yaralandı ve 80 milyon insan bu darbeyi bizatihi yaşadı, aracısız yaşadı, doğrudan yaşadı, gözleriyle gördü olup biteni, kulaklarıyla duydu bütün olanları. İnsanların bu yaşadıklarının hepsinin yalan olduğunu söylemek, kurgu olduğunu söylemek, bu 80 milyonun zekasıyla alay etmektir. Bu FETÖ terör örgütü herkesin zihnini, aklını uyuşturuyor ve kendi saçmalıklarına inandırıp onu kullanıyor. Belli ki Sayın Genel Başkanı da etkisi altına almış, aklını tam kullanamıyor. Eğer aklını kullanmış olsa bu iftiraların Türkiye’de sözcülüğünü  yapmak yerine 'o darbeyi ben yaşadım, benim arkadaşlarım da Mecliste yaşadı. Ben de havaalanına indiğimde onu öğrendim ve olup bitenleri yakından takip ettim. Bunların hiçbirisi bir kurgu değil, gerçeğin ta kendisi' deyip bu iftirayı söyleyenlerin yüzüne çarpması lazım. Ama bakıyorsunuz bunu yapmıyor. Ben defalarca söylüyorum. Bu bilgileri size kim verdi? Biri getirdiyse kim getirdi? Bir mail adresinden gönderildiyse kim gönderdi? Siz bu kişileri tanıyor musunuz, bunlarla bir ortaklığınız, bir ilişkiniz var mı? Tanıyorsanız nereden tanıyorsanız? Bunları açıklayın, yok tanımıyorsanız size gelen bir iftira mailini veya bilgisini hemen sorgulamadan kullanmak, doğru mudur eğri midir diye tartmadan kullanmak bir ana muhalefet liderine yakışır mı? O zaman her müfteri bir belge gönderir, size o belgeyi açıklattırır daha sonra savunamaz duruma düşersiniz ve kendinizi zor duruma düşürürsünüz."

İddialarını ispat edemeyen bir müfteri pozisyonunda

"Şuanda Sayın Kılıçdaroğlu, iddialarını ispat edemeyen bir müfteri pozisyonundadır." diyen Bozdağ, şunları kaydetti: "Ben onun için de diyorum ki müfteri olmak istemiyorsanız bu iddialarınızı ispat edin elinizde ne varsa bugünden tezi yok televizyonlara, gazetelere verin, savcılıklara verin ve Türk milletine de bunların hepsinin detaylarını açıklayın. 'Ben buna göre inandım, siz de inanın ey Türk halkı' diye o zaman çağrı yapın. Ama FETÖ’nün avukatlığıyla ana muhalefet liderliğini şu anda karıştırıyor. Ben karşımda FETÖ’nün avukatını değil de ana muhalefetin liderini görmek istiyorum. Umarım ki Kılıçdaroğlu ana muhalefetin lideri gibi davranır ve dürüst insanlar gibi elindeki her şeyi kor. Şimdi hep 'hükümet açıklasın' diyor. Bizim elimizde senin iftiralarına dair hiçbir şey yok. Tam aksi biz bu darbeyi yaşamışız. Sen şimdi iftira ediyorsun, 'elimde bilgi, belge, dosya var' diyorsun. O zaman dürüst siyasetçiye düşen şey bunları kamuoyuna açıklamaktır. Ama şimdi açıklayın deyince kaçıyor. Ben de gazeteci arkadaşlara diyorum ki sorun niye kaçıyorsun niye açıklamıyorsun? Senin elini tutan mı var? Elinde büyük belgeler varsa bomba varsa kamuoyuna versen de kıyamet kopsa olmaz mı? Onun için siz de onu lütfen sıkıştırın, sorularınızı sorun ve onlar bunu açıklasınlar."

Barışı, huzuru, güveni ayakta tutmak için güçlenmek zorundayız

Kendi kendine yeten bir Türkiye'nin varlığının bölgede huzur ve barışın sigortası olacağını anlatan Bozdağ, şöyle konuştu: "Türkiye'nin savunma sanayi gücü bugünkünün çok çok üstünde olmuş olsaydı, bu kadar olumsuzluk, bu kadar vahşete bütün dünya seyirci kalmazdı. Bu vahşeti yapmaya da cesaret edemezdi. Biz savunma sanayimizi barışı, huzuru, güveni ayakta tutmak için güçlendirmek zorundayız. Türkiye her alanda kendini geliştirmek, yerli ve milli bir düşünceyi hayata geçirmek zorundadır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, onun talimatlarıyla Türkiye yerli ve milli savunma sanayisini kurmak üzere büyük bir karar aldı ve bu kararı büyük bir kararlılıkla uyguluyoruz. Yerli üretimde yüzde 20'lerden 60'lara geldik. Hedefimiz 80'i bulmak, mümkünse daha yukarılara çıkmaktır. Terör örgütlerini ve onların iplerini elinde tutanları perişan edecektir. Kendi savaş uçaklarını, helikopterlerini, insansız hava araçlarını, tanklarını, gemilerini ve pek çok gerekli olan silahlarını üretebilen Türkiye, kendi füzelerini üretebilen bir Türkiye, büyük bir Türkiye'dir. 500, bin ve 2 bin kilometre mesafeli Türkiye'nin elinde savunma sanayi materyali olmuş olsa Türkiye, güçlü bir Türkiye olur mu, olmaz mı?"

Akıllı silahları da Türkiye kendi yapacak

Bozdağ, AK Parti hükümet olduğunda Türkiye'nin insansız hava araçlarını İsrail'den aldığını ve büyük bir kısmının teslim edilemediğini ifade etti. Teslim alınanların da bozulduğunu ve bozulanların, tamir edilenlerin de verilmediğine dikkati çeken Bozdağ, "Parayı biz vermişiz yalvarıyoruz araç yok. Baskı yapıyoruz araç yok. Kardeşim bunu biz yapamaz mıyız? 'Yaparız' diyorlar. O zaman niye yapmıyoruz. İrade lazım. Şimdi irade kondu, Türkiye artık bu araçları kendi yapıyor. Şimdi akıllı silahları da Türkiye kendi yapacak. Daha ileri adımları da kendimiz atacağız. Savunma sanayi konusunda sadece kar hesaplı bir düşünceyle hareket edersek hata ederiz. Türkiye kendi güvenliği ve bölgenin güvenliği, huzur ve barış için bu adımları atmak durumundadır. Göktürk uydusu şu anda semada. Bütün dünyayı Türkiye oradan takip edebiliyor." diye konuştu.

Geleceğimiz için savunma sanayisine öncelik verdik

AK Parti hükümetlerinin Ar-Ge'ye ayırdığı kaynakların önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek derece de yüksek olduğunu vurgulayan Bozdağ, Ar-Ge konusunda yenilikçiliğe büyük değer verdiklerini, bunu sadece lafla değil desteklemek suretiyle de yaptıklarını belirtti. Bozdağ, AK Parti hükümetlerinin Türkiye'nin büyük ve gelecekte de huzur ve barış içerisinde bir ülke olarak varlığını devam ettirmesi için savunma sanayisine öncelik verdiğini dile getirerek, "Yerlileştirme, millileştirme ve yazılımıyla her şeyiyle kendimize ait olan yeni bir düzeni kurmak kararı almış ve bu kararı da kararlılıkla uygulamaktadır. Eğer milletimizin desteği ve duası arkamızda olursa 2023'te yüzde 80 savunma sanayinde yerliliği yakalayacaktır." ifadelerini kullandı.

DEAŞ ile mücadele eden tek ülke Türkiye'dir

"Bütün terör örgütleri silahlarını kimden alıyor? Bu DEAŞ terör örgütü ne zaman peydah oldu? 4-5 yıllık mazisi ya var ya yok" ifadesini kullanan Bozdağ, "Bu DEAŞ terör örgütünde dünyanın 152 ayrı ülkesinden 95 ayrı etnik kökenden terörist var. Anaları, babaları, kültürleri, eğitimleri ayrı inançları, yaşam tarzları farklı bu kadar insanı öldürmek ve ölmek üzere Suriye ve Irak'a gelmeye kim ikna ediyor?" diye sordu.

DEAŞ uluslararası proje bir terör örgütüdür

"66 ülke var koalisyon ülkesi, bu terör örgütünü bombalıyor, bombalıyor bitmiyor" görüşünü dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti: "Amerika bir yandan Rusya bir yandan herkes bir yandan bombalıyor. Çok net söylüyorum doğru adreslere bombalar gitmiyor. DEAŞ ile mücadele eden tek ülke Türkiye'dir. Ama öte yandan Türkiye ile DEAŞ'a yardım yataklık yapan bir ülke gibi göstermek isteyen uluslararası çevreler bunun taşeronluğunu yapan FETÖ ve onun alçakları da var. Siz tek mücadele eden ülkesiniz. Sizi de mücadele ettiğiniz terör örgütüne yardım ve yataklık eden bir ülke olarak göstermek isteyen bir uluslararası organizasyonla da karşı karşıyayız. Bu örgüte silahları kim veriyor? Öyle silahlar var ki uçakları, helikopterleri düşürebiliyorlar. Bu silahları sıradan insanlar kullanamaz. Lisans eğitimi almış insanların bile belli bir eğitimi almadan onları kullanması mümkün değil. Kim veriyor bu silahları? Çok net ve inanarak söylüyorum DEAŞ uluslararası proje bir terör örgütüdür. Bölgedeki misyonu tamamlanana kadar bir yandan dövülecek bir yandan da parlatılacak. Misyonu bittiğinde de fişi çekilecek. Bu bölgedeki dizayn çalışmalarının motor gücüdür. Onun için Türkiye'de yaşayan bizlerin bu olup bitenleri çok yakından görmesi ve iyi değerlendirmesi gerekiyor."

Terörün vatanı, dini olmaz

Bozdağ, bu terör örgütlerinin silahlarını kestiklerinde hiç mücadeleye gerek kalmadan 6 ay sonra biteceğini vurguladı. Terörü destekleyen bu ülkelerin hepsine de terörü desteklemekten vazgeçmeleri çağrısında bulunduklarını anlatan Bozdağ, terörün vatanının, dininin olmadığını terör örgütlerinin insanlığın, devletlerin ve halkların düşmanı olduğunu söyledi.

 

Savunma Sanayiinin geleceğini konuştular
Sempozyumda Vali Mehmet İlker Haktankaçmaz, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, MKE Genel Müdürü Ahmet Taşkın, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi, Rektör Prof. Dr. Ekrem Yıldız, Türk Metal Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Yücel Yücel, savunma sanayiinin önemini ve gelişmeler hakkında konuşma yaptılar.Haber-Foto: AA

Yenigün Haber Merkezi

    Yorumlar

SON YORUMLAR
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
E-GAZETE
  • www.yenigungazetesi.com.tr - 24 Haziran 2017 Manşeti
  • www.yenigungazetesi.com.tr - 23 Haziran 2017 Manşeti
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV