EHLİYETİNİ KAYBEDEN ŞOFÖR, EKMEĞİNİ DE KAYBEDİYOR
Öztürk, “Trafik güvenliğinden taviz vermeden de vatandaşımızın mağduriyetini giderebiliriz. Devletimiz, hata yapan vatandaşına gerektiğinde ikinci bir fırsat tanıyabilmelidir” dedi. Ehliyet affına yönelik beklentileri değerlendiren MHP Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av. Halil Öztürk, sürücü belgeleri geri alınan vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntıların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle taksi, minibüs, servis, kamyon ve tır şoförlüğü yaparak geçimini sağlayan vatandaşların durumuna dikkat çeken Öztürk, şunları söyledi: “Direksiyon başında alın teri dökerek ailesinin rızkını kazanan binlerce insanımız var. Bu vatandaşlarımız için ehliyet yalnızca bir sürücü belgesi değil, aynı zamanda ekmek kapısıdır. Ehliyetini kaybeden bir şoför, çoğu zaman işini ve ailesinin geçim kaynağını da kaybetmektedir.
BEDELİNİ, AİLESİNE VE ÇOCUKLARINA ÖDETMEMELİYİZ
Ancak meseleye yalnızca ekonomik açıdan da bakmamalıyız. Sürücü belgesi, pek çok vatandaşımız için günlük hayatın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. İşine gidip gelen, çocuklarını okuluna götüren, yaşlı anne ve babasının ihtiyaçlarını karşılayan, hasta yakınını hastaneye ulaştırmak zorunda olan vatandaşlarımızın yaşadığı güçlükleri de göz önünde bulundurmalıyız. Özellikle toplu taşıma imkânlarının sınırlı olduğu yerlerde ehliyetten mahrum kalmak, insanlarımızın günlük hayatını ciddi şekilde zorlaştırabilmektedir.
Elbette trafik kurallarına herkes uymalıdır. Ancak insan hata yapabilir. Önemli olan, yapılan hatayla uygulanan yaptırım arasında adil bir denge kurulmasıdır. Bir insanın hatasının bedelini, ailesine ve çocuklarına ödetmemeliyiz.”
GEREKİRSE ÖDEME KOLAYLIĞI SAĞLANMALI
Ehliyet affının yalnızca sürücü belgelerinin iadesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, ekonomik ve sosyal mağduriyetlerin giderilmesine yönelik tedbirlerin de gündeme alınmasını istedi. Öztürk, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Vatandaşımızın için af ve yapılandırma, trafik cezalarında indirim ve uzun vadeli ödeme kolaylıkları gibi seçenekler değerlendirilmelidir. Bir taraftan vatandaşımızdan borcunu ödemesini beklerken diğer taraftan o borcu ödeyebileceği geçim kapısını kapatmamalıyız. Elbette ağır ve tekrarlanan trafik ihlalleriyle, telafisi mümkün hataları aynı kapsamda değerlendiremeyiz. Ancak gerekli eğitimleri tamamlayan, şartları yerine getiren ve yeniden araç kullanma hakkını kazanmak isteyen vatandaşlarımıza bir fırsat tanınabilmelidir.”
“VATANDAŞIMIZI MAĞDUR ETMEDEN ÇÖZÜM ÜRETMELİYİZ”
Ehliyet affı beklentisinin bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Devletimizin görevi, kuralları uygularken vatandaşının yaşadığı güçlükleri de gözetmektir. Cezanın amacı insanı hayatın dışına itmek değil, hatasını tekrarlamasını önlemektir. Biz trafik güvenliğinin korunmasını da vatandaşımızın mağduriyetinin giderilmesini de istiyoruz. İster geçimini direksiyon başında sağlayan bir esnafımız olsun ister günlük ihtiyaçları için aracını kullanan bir vatandaşımız, herkesin yaşadığı sıkıntıyı dikkate almalıyız. Unutmayalım ki bir hatanın bedeli, bir ailenin geleceği olmamalıdır. Devletimizin adaletini de merhametini de vatandaşımıza hissettirmeliyiz” dedi.