Cumhuriyet Halk Partisi Yuvamız

Son günlerde siyaset arenasının en sıcak başlığı, Cumhuriyet Halk Partisi etrafında şekillenen tartışmalar ve peş peşe gelen istifa haberleri. Gazeteleri açtığınızda, sosyal medyayı kaydırdığınızda herkesin dilinde aynı soru var; "Şimdi ne olacak?"
Rüzgâra kapılıp gemiyi ilk terk edenlerden olmak son derece kolaydır. Anlık tepkilerle faturayı partinin kurumsal kimliğine kesmek, kapıyı çekip çıkmak da öyle. Ancak ben bu istifa furyasına katılmıyorum. Çünkü bu parti, birkaç yapay rüzgara feda edilecek sıradan bir tabeladan ibaret değildir.
CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı iki büyük mirastan biridir.
Bugün belediyelerde veya yerel yönetimlerde yaşanan birtakım tartışmalar, iddialar ve kamuoyunu meşgul eden yolsuzluk söylemleri hepimizin malumu. Şeffaflıktan, adaletten ve dürüstlükten ödün verilmesi elbette kabul edilemez.
Ancak burada çok kritik bir ayrımı yapmak zorundayız; hatalar kişiseldir, ilkeler kurumsal.
Doğru olan; arınmayı, denetimi ve özeleştiriyi kararlılıkla savunmaktır.
"Arınma" söylemi, partinin temel değerlerine yabancılaşan unsurları ayıklamak için bir zemindir. Yozlaşmaya karşı verilecek en güçlü yanıt, Cumhuriyet'in kurucu değerlerine daha sıkı sarılmaktır.
“Altı Ok” dün olduğu gibi, bugün de pusulamızdır. Bugün savrulmalar yaşıyorsak, bunun sebebi Altı Ok’un yetersizliği değil, aksine ondan ve temel felsefesinden uzaklaşılmasıdır.
Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik...
Bu altı ilke, geçmişte kalmış birer dogma değil; aksine Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerden çıkışının yegane reçetesidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi, başka çatılar altında veya kişisel ikbal arayışlarında gerçekleştirilemez.
Yolumuz Atatürk’ün yoludur ve bu yolu yürürken sığınacağımız tek güvenli liman, yine onun kurduğu partimizdir.
Bugün CHP’ye gönül vermiş her bir ferdin görevi, partisine ve Altı Ok’a kararlılıkla sahip çıkmaktır. Aksaklıkları görmezden gelmeyeceğiz, yanlış giden ne varsa dürüstçe yüzleşeceğiz, yolsuzluğa ve arsızlığa karşı her zaman olduğu gibi karşı çıkacak, rüzgara kapılıp tarihin yanlışları içerisinde yer almayacağız. Yuvamızı, özümüzü ve Ata’mızın mirasını asla terk etmeyeceğiz.
Rüzgarlar geçicidir, taşlar yerine oturur. Yolsuzluk yapanlar ve arsızlar hak ettiği yeri er yada geç bulur. Gün; rüzgara kapılma günü değil, Altı Ok’un gölgesinde daha güçlü bir omurga ve arınmış bir iradeyle yürümeye devam etme günüdür.
Ben buradayım, Atamın yolunda, CHP ile yürümeye devam ediyor ve onun yolunda olmaktan gurur duyuyorum.
Saygılarımla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri