Düşman yenemezdi, kar yendi bizi!

 Halis Haktanır

1914 yılı ahh, kara kışın hakim olduğu, Aralık ayının sonu 1915’in ilk ayı, ocağın başlangıcı. Ruslar ülkemizin üzerindeki hesapları. Ermeni uşakların iç hainlikleri ile Doğu Anadolu’da Kars kapısından sızmak, Doğu Anadolu’yu zapt etmek, hain Ermenilere yurt vermek gayesi ile modern silahlarla amansız saldırışlar. Durun, alçaklar durun. Siz öyle ellerinizi, kollarınızı sallaya sallaya giremezsiniz. Türk evladı daha son sözünü söylemedi. Durun hele, anayı, yari geride bırakan, bir daha vatanı için dönmemek üzere veda, göz yaşlarını akıtan cennet bekçilerinin varlığını unuttunuz herhalde. Bunlar kimdi biliyor musunuz? Bunlar, kızı kızan, kadın erkek vatan evlatları. Ellerinde Kazma, kürek, odun parçaları varsa tüfek. Ayaklandılar bir kere. Türk'ün ayranlığı kabarmıştı. Geliyorlar, akın akın. Dillerinde Allah, yüreklerinde cennet kokuları. Allahu Ekber dağları. Amansız kara kış. Olsun kara kış umurlarında değil, yeter ki vatan kurtulsun, hainlere ders verilsin. Ölmek kutsaldı onlar için. Açlık susuzluk önemli değildi. Yeter ki üzerlerinde kışa dayanacak giysiler olsaydı. Onlarda yoktu. Buna rağmen bu şanlı direniş, sevinç vericiydi. Düşman püskürtülecekti

. Ama kışın amansız soğuğu, karın fırtınası püskürtülemiyordu. Dillerde şu sözcükler dolaşıyordu.

"Bin dokuz yüz on dört, Aralık sonu

Allahu Ekber, kara kış dolu

Marş, dediler Sarı kamışa doğru

Düşman yenemezdi, kar yendi bizi."

Yiğitler ah ediyor, Allah'a yalvarıyor dua ediyorlardı. Allah'ım bu şiddetli soğuktan bizleri koru. Ahh diyorlardı bir sıcak çorbamız olsa, ahhh diyorlardı ellerimizde yünden eldivenlerimiz olsaydı. Olmadı yiğitler olmadı. Amansız soğuk karşısında naçar kaldınız. Düşmana esir düşmediniz, kara, soğuya, fırtınaya esir düştünüz. Vatan dediniz, hürriyet dediniz, Bayrak dediniz, anayı, yari unuttunuz, sıcak yuva haram dediniz, kahpelerin peşine düştünüz. Balkanlar, Yemen derken Sarıkamış’ta bulundunuz. Buraların çetin olacağını biliyordunuz. Yemen sıcaktı, Balkanlar bahardı. Ey Sarı kamış vicdanlarımızın üzerine kar püskürttünüz, ayaz ve soğuğu ile bize ulaştınız. Eller silah tutamıyor, ayaklar yürüyemiyor, çaresizsiniz, dönüş yok bu yoldan. Şehitlik mertebesine ulaşmak üzerisiniz. Peygamber ocağında buluşacaksınız. Geriye vatan bırakacaksınız. Ağızlardan dökülen cümleler.

" Hava bu aylarda, eksik on dokuz

Ayaklar donuyor, kaldık çaresiz

Hem açlık, susuzluk hem de uykusuz

Düşman yenemezdi, kar yendi bizi."

Artık dualara kaldık yürekler, eller tutmuyor, göz gözü görmüyor, açlıktan uykusuzluktan donmak üzere. Yere düşenler bir daha kalkamıyorlar, yorganları kar, yastıkları taş olmuştu. Bunlar, bir, iki, üç değil 95 bin Vatan evladı. Kar altında kaldınız, makamlarının cennet olsun, arkadaşlarınız, Umut, Bedir, Hendek, Kosova Çanakkale, Kıbrıs ve şuanda vatan için şehit olanlarla bir olsun. Bizden sizlerle bütün şehitlere selam olsun. Şair şöyle diyor.

" Ellerim tutmuyor, soğuk ve ayaz

Kardan kefen giydi bembeyaz.

Donan şehitleri tarihe yaz.

Düşman yenemezdi, kar yendi bizi ".

Hakkınızı ödeyemeyiz. Sizin vardığınız makama varamayız. Yüz yılardır devam etse sizleri unutamayız. Bu vatan sizin, bu vatanın gerçek sahipleri sizlersiniz. Sizlerden bize emanet, sizleri minnetle anıyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin. Güzel vatan evlatlarına.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri