Rant Çarkına Karşı Ahlak Duvarı

Siyasetin her zamankinden daha gürültülü, omurgasız ve samimiyetten uzak aktığı bir dönemde, Sözcü Tv ekranlarında konuşan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri, kulaklarımızı tırmalayan o kakofoninin ortasında adeta bir sağduyu feneri gibi parladı.

Kılıçdaroğlu, her zamanki sakin ama ödün vermez üslubuyla, sadece bugünün değil, Türkiye’nin yakın geleceğinin de tek çıkış yolunu bir kez daha tarihin önüne koydu; Temiz siyaset ve ahlaki yapılanma.

Haklılığı zaman geçtikçe daha net anlaşılan Kılıçdaroğlu’nun canlı yayındaki vurguları, basit bir siyasi muhalefet söyleminin çok ötesindeydi.

Türkiye, iliğine kadar işleyen, kurumları çürüten ve halkın ekmeğini çalan sistematik bir yolsuzluk sarmalının pençesinde. Bu sarmal yok edilmeden; ihale çeteleriyle, mafyatik yapılarla ve kayıt dışı sermayeyle bağlar kökten koparılmadan atılacak her adım, bataklıkta patinaj yapmaktan farksızdır.

Türkiye’nin yakın geleceğini kurtarmanın ilk ve en hayati şartı, yolsuzlukların ortadan kaldırılmasıdır.

Peki bu mücadeleyi kim, nerede başlatacak? Cevap nettir; Cumhuriyet’i kuran iradenin adresi olan Cumhuriyet Halk Partisi. Temiz siyasetin önce CHP bünyesinde tam anlamıyla teşekkül ettirilmesi, bir parti içi mesele değil, memleket meselesidir. CHP, kendi evinde erdemi, demokrasiyi tam ve eksiksiz işletmeyi, şeffaflığı ve dürüstlüğü mutlak kural haline getiremezse, topluma vadettiği temiz geleceğe dair inandırıcılığını yitirir. Halk, ancak kendisi temiz olan bir gücün arkasında kenetlenecektir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun dış politikaya dair yaptığı tespitler ise, Türkiye’nin jeopolitik bir kıskacın ortasında nasıl bir vizyona ihtiyacı olduğunu açıkça gösterdi.

Bugün dünya, Amerika ve İngiltere’nin başını çektiği, perde arkasından yürütülen sinsi ve acımasız bir emperyalizm savaşına sahne oluyor. Türkiye, bu iki küresel gücün hegemonya mücadelesinin arasına sıkışıp bir o yana bir bu yana savrulamaz.. Ne Washington’ın ne de Londra’nın çizdiği sınırlara hapsolmadan, tam bağımsız ve milli bir duruş sergilemek, bu emperyalist ablukadan kurtulmanın yegane yoludur. Bu kurtuluş ise ancak dış güçlerin icazetine veya sözümona desteğine değil, kendi halkının gücüne dayanan liderlerle mümkündür.

İşte tam da bu noktada, Sayın Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği nihai hakikat önümüze çıkıyor; CHP’nin temiz, güvenilir ve erdemli ellerle yönetilmesi zorunluluğu.

Siyaseti bir rant devşirme aracı veya kişisel ikbal kapısı olarak görmeyen; aksine ahlakı, adaleti ve devlet liyakatini her şeyin üstünde tutan bir yönetim anlayışı, sadece CHP’nin değil, Türkiye’nin de geleceğinin sigortasıdır.

SÖZCÜ TV Canlı yayını, hafızaları tazelemekle kalmadı, bir gerçeği daha perçinledi; Sayın Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir ilmek ilmek dokuduğu, "temiz para, temiz toplum ve adil paylaşım" vizyonu, Türkiye’nin bu karanlık tünelden çıkışı için yegane reçetedir. O reçeteyi uygulayacak olanlar ise, elleri kirli ittifaklara hiç bulaşmamış, bireysel menfaat ve çıkarları için değil toplum için siyaset anlayışına sahip gözü halktan başkasını görmeyen erdemli ve dürüst kadrolar olacaktır. Ziyadesiyle vakıf olduğumuz gibi; kirli ellerle temiz bir gelecek inşa edilemez. Daimi surette savunduğumuz gibi; hakkı, hukuku, adaleti ve sözde değil özde demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz.

Erdemli ve dürüst Cumhuriyet Halk Partililer olarak, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, ilkelerinin emrinde; Türkiye’mizi Amerika ve İngilterenin kıskacından kurtaracak, bölgede başat güç haline getireceğiz.

Saygılarımla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri