Altın 6,745.67
%0.82
BIST 14,172.26
%0.28
Dolar 47.88
%0.03
Euro 55.40
%0.1
Kırıkkale
28°

Öztürk, Çerçeve Yasayı anlattı: “Türkiye cesur bir irade gösterdi”

Öztürk, Çerçeve Yasayı anlattı: “Türkiye cesur bir irade gösterdi”
 Haber Merkezi
 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Devlet Bahçeli’yi Terörsüz Türkiye sürecinin “siyasi mimarı ve öncüsü” olarak nitelendirdi. Öztürk, Bahçeli’nin terörün tasfiyesi konusunda Türkiye’ye cesur bir irade ortaya koyduğunu söyledi.

HALİL ÖZTÜRK, TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE İLİŞKİN TÜM DETAYLARI YENİGÜN’E ANLATTI

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecindeki rolünü “siyasi mimarı ve öncüsü” olarak tarif etti. Bahçeli’nin Türkiye’nin artık terörle yaşamaya mecbur olmadığını ortaya koyduğunu belirten Öztürk, Türkiye’nin terör örgütünün bütün unsurlarıyla tasfiye edilmesi yönünde cesur bir irade gösterildiğini ifade etti.

ozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi

TAVİZ YOK, TAMAMEN TERÖRÜN TASVİYESİ VAR

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin hazırlanan ve kamuoyunda ‘Çerçeve Yasa’ olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulu'nda rekor sayıda oyla yasalaşmasının ardından MHP Kırıkkale Milletvekili ve Adalet Komisyon Üyesi Halil Öztürk, ilk röportajını Yenigungazetesi.com.tr’ye verdi. Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Gökdemir’in sorularına içtenlikle cevap veren Öztürk, sürecin tüm detaylarını anlattı. Öztürk, sürecin herhangi bir taviz anlamına gelmediğini vurguladı. Türkiye’nin üniter yapısı ve anayasal düzeninin pazarlık konusu olmadığını belirten Öztürk, hedefin terör örgütünün silah bırakması ve tamamen tasfiye edilmesi olduğunu söyledi. Meclisin süreçteki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin önemsendiğini ifade etti. Öztürk, terörün sona ermesiyle Türkiye’nin enerjisini güvenlik yerine ekonomi, üretim, gençlik ve kalkınmaya yönelteceğini belirtti.

ozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi-1

İşte o röportajın tüm detayları;

Son dönemde Türkiye’nin en önemli gündem başlıklarından biri Terörsüz Türkiye süreci. Öncelikle şunu soralım: Türkiye neden böyle bir sürece ihtiyaç duydu?

Şöyle söyleyeyim; Türkiye yaklaşık yarım asırdır terörle mücadele ediyor. Bu çok uzun bir dönem. Bu süreçte çok ağır bedeller ödedik, şehitler verdik, gazilerimiz oldu. Dolayısıyla meseleye sadece güvenlik açısından bakmamak gerekiyor. Terör aynı zamanda yatırımı geciktirdi, ticareti olumsuz etkiledi, bazı şehirlerimizin kalkınmasının önünde ciddi bir engel oluşturdu. Ama bugün farklı bir noktadayız. Türk devleti terör örgütüne karşı sahada çok ciddi bir üstünlük sağladı. Güvenlik güçlerimizin yıllardır verdiği mücadele sonucunda örgütün özellikle yurt içindeki hareket kabiliyeti büyük ölçüde kırıldı. Dolayısıyla burada önemli bir ayrım yapmak lazım: Bu süreç, terör karşısında geri adım atan bir devletin başlattığı bir süreç değil. Tam tersine, terörü sahada yenmiş bir devletin bu meseleyi artık tamamen Türkiye’nin gündeminden çıkarma iradesidir. Sonuçta hepimizin istediği şey aynı. Analar ağlamasın, çocuklarımız hayatını kaybetmesin, yeni acılar yaşanmasın. Türkiye enerjisini artık teröre değil üretime, yatırıma ve kalkınmaya harcasın.

Muhalefetin bir bölümü bu süreci eleştiriyor. Hatta Milliyetçi Hareket Partisi’ni çok ağır ifadelerle suçlayanlar var. Bu eleştirilere ne söylüyorsunuz?

Açıkçası bu suçlamaları kabul etmek mümkün değil. Milliyetçi Hareket Partisinin vatan, millet, devlet ve bayrak konusundaki duruşu ortadadır. Bunu kimsenin sorgulamaya hakkı yok. Biz yıllardır ne söylüyoruz? “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben.” Sayın Genel Başkanımızın ortaya koyduğu siyaset anlayışının özü budur. Dolayısıyla biz böyle meselelerde “Bize siyaseten ne kazandırır, ne kaybettirir?” diye bakmayız. Türkiye için doğru olan nedir, devletimizin ve milletimizin geleceği için ne yapılması gerekir; ona bakarız. Elbette eleştiri olacak. Buna kimsenin itirazı yok. Ama eleştiri başka bir şey, insanları ihanetle suçlamak başka bir şey. Milliyetçi Hareket Partisini veya ülkücüleri vatanseverlik üzerinden sorgulamaya kalkmak doğru değildir. Bugün bizim baktığımız yer seçim sandığı değil; Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılı, 20 yılı, 50 yılıdır.

ozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi-3

Peki, Terörsüz Türkiye hedefini bugünkü bölgesel şartlardan bağımsız değerlendirmek mümkün görünmüyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Elbette mümkün değil. Zaten meselenin önemli taraflarından biri de bu. Şöyle çevremize bir bakalım. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna savaşı var. Güneyimizde Suriye’de hâlâ ciddi belirsizlikler ve silahlı yapılar var. Gazze’de yaşananlar ortada. İsrail-İran hattında yaşanan gerilimlerin bir anda bütün bölgeyi nasıl etkileyebildiğini gördük. Artık savaş dediğiniz şey sadece iki ordunun cephede karşı karşıya gelmesi değil. Bir yerde yaşanan kriz sizin enerji maliyetinizi etkiliyor, ticaret yolunuzu etkiliyor, sınır güvenliğinizi etkiliyor. O nedenle Türkiye’nin böyle bir coğrafyada içeride güçlü olması lazım. İç cephenizi ne kadar sağlam tutarsanız, dışarıdan gelecek tehditlere karşı da o kadar dirençli olursunuz. Bizim söylediğimiz şu: Türkiye bir taraftan çevresindeki bütün bu risklerle uğraşırken bir taraftan da içeride terörle enerjisini tüketmemeli. Terörü gündeminden çıkarmış, millî birlik ve beraberliğini güçlendirmiş bir Türkiye çok daha güçlü olacaktır.

Özellikle Suriye’deki gelişmeleri konumuz bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye meselesini Türkiye’nin güvenliğinden ayrı değerlendiremeyiz. Çünkü daha birkaç yıl öncesine kadar sınırımızın hemen ötesinde, terör örgütünün uzantıları üzerinden fiilî bir yapı oluşturulmaya çalışılıyordu. Bu yapılara çok ciddi silah ve mühimmat desteği verildi. Türkiye buna seyirci kalmadı. Sahada da diplomaside de çok kararlı bir politika izledi. Bugün bizim açımızdan temel mesele çok net: Sınırımızın hemen ötesinde, yarın Türkiye’ye karşı kullanılabilecek silahlı bir terör yapılanmasının varlığını sürdürmesine müsaade edemeyiz. Bir de şu gerçeği görmemiz gerekiyor. Terör örgütleri zaman zaman başka ülkelerin bölgesel hesaplarında bir araç hâline getirilebiliyor. Bugün birinin kullandığı yapıyı yarın başka bir aktör kullanmaya çalışabilir. Türkiye de doğal olarak buna göre tedbir almak zorunda.

userspcdesktopozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi2

Sayın Devlet Bahçeli’nin bu süreçteki rolünü nasıl tarif ediyorsunuz?

Sayın Genel Başkanımız bu sürecin siyasi mimarı ve öncüsüdür. 22 Ekim 2024’te Gazi Meclis’te yaptığı çağrı ilk anda birçok kişiye şaşırtıcı gelmiş olabilir. Fakat Sayın Genel Başkanımız o çağrıyı yaparken sadece o günün siyasi şartlarına bakmadı. Türkiye’nin çevresindeki gelişmeleri, önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek riskleri ve yaklaşık yarım asırdır devam eden terör meselesinin ülkemize yükünü birlikte değerlendirdi. Bence burada devlet adamlığı açısından önemli bir nokta var. Bazen herkesin gördüğünü söylemek kolaydır. Önemli olan, henüz herkesin görmediği bir tehlikeyi önceden görebilmektir. Sayın Genel Başkanımız da Türkiye’nin artık terörle yaşamaya mecbur olmadığını söyledi ve terör örgütünün bütün unsurlarıyla tasfiye edilmesi yönünde çok cesur bir irade ortaya koydu. Bugün süreç ilerledikçe o çağrının neden yapıldığı çok daha iyi anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürece yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu iradeyi sahiplenmesi sürecin en önemli unsurlarından biri. Sayın Genel Başkanımızın ortaya koyduğu yaklaşım, Sayın Cumhurbaşkanımızın da güçlü desteğiyle artık bir devlet politikası hâline geldi. Zaten böyle önemli bir mesele bir partinin tek başına yürüteceği bir mesele değil. Devletin bütün kurumlarının, güvenlik birimlerinin, istihbaratının, siyasetin ve Meclisin birlikte değerlendirmesi gereken bir konu. Türkiye gibi büyük devletler böyle kararları günlük siyasi hesaplarla almaz. Bütün ihtimalleri değerlendirir, riskleri hesaplar ve ona göre bir yol haritası ortaya koyar. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Türkiye’nin huzuru ve güvenliği açısından bu sürece koyduğu iradeyi son derece kıymetli buluyoruz.

userspcdesktopozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi4

Sürecin terör örgütüne taviz verilmesi anlamına geldiğini iddia edenler var. Gerçekten bir taviz söz konusu mu?

Hayır. Bunu çok açık söylemek lazım: Herhangi bir taviz söz konusu değil. Bazen öyle bir hava oluşturuluyor ki sanki Türkiye’nin üniter yapısı tartışmaya açılmış, Anayasa değiştiriliyor, terör örgütünün geçmişte dile getirdiği talepler kabul ediliyor. Böyle bir şey yok. Türkiye’nin üniter yapısı yerinde. Anayasa’mız yerinde. Devletimizin temel nitelikleri konusunda herhangi bir pazarlık yok. PKK yıllarca ne istedi? Bölünme istedi, özerklik istedi, federatif yapılar gündeme getirdi. Bunlardan hangisini aldı? Hiçbirini. Buradaki mesele devletin terör örgütünün taleplerini kabul etmesi değil. Tam tersine, terör örgütünün silahını bırakması, örgütsel varlığını sona erdirmesi ve terörün tamamen tasfiye edilmesidir. Dolayısıyla vatandaşlarımız bu konuda rahat olsunlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerleri ve millî bütünlüğü pazarlık konusu değildir.

Yani sürecin ilerleyebilmesi için terör örgütünün yerine getirmesi gereken şartlar var?

Tabii ki var. Zaten sürecin esası da burada. Örgüt, bütün bağlantılarıyla birlikte silahlı ve örgütsel varlığını sona erdirecek. Silahını, mühimmatını, araç ve teçhizatını teslim edecek. Şimdi bir tarafta silah dururken, diğer tarafta örgütsel yapı aynen devam ederken “Terör bitti” diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Dolayısıyla şart çok açık: Terör örgütü fiilî varlığını sona erdirecek. Bundan sonrası da hukuk ve demokratik siyaset içerisinde yürür. Silahın olduğu yerde zaten demokratik siyasetten söz edemeyiz. Türk devleti de bütün bu süreci elbette çok dikkatli ve kontrollü bir şekilde takip ediyor.

Bu süreçte Meclisin rolünü nerede görüyorsunuz?
Meclisin rolünü çok önemli görüyoruz. Çünkü sonuçta millet adına karar verilen yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Böyle tarihî bir meselede atılacak adımların hukuk içerisinde yürütülmesi lazım. Milletin temsilcileri sürecin içerisinde olacak, gerekli yasal düzenlemeler Mecliste yapılacak ve süreç demokratik denetim altında ilerleyecek. Aslında vermek istediğimiz mesaj da şu: Türkiye’de sorunların çözüm yeri silahtan geçmez. Sokaktan, terörden geçmez. Adres demokratik siyaset ve Gazi Meclistir. Bunu yerleştirdiğiniz zaman zaten terörün siyaset üzerindeki vesayetini de ortadan kaldırmış oluyorsunuz.

Sürece karşı çıkanlara ilişkin zaman zaman “Bu kadar geniş siyasi destek varken herkes yanlış düşünüyor olamaz” şeklinde değerlendirmeler yapıyorsunuz. Neyi kastediyorsunuz?

Şunu kastediyorum: Böylesine önemli bir devlet meselesini birkaç kişinin siyasi polemiğine indirgememek lazım. Mecliste çok geniş bir siyasi destek ortaya çıkıyor. Farklı partilerden milletvekilleri bu konuda ortak bir irade gösteriyor. Şimdi bütün bu insanları aynı anda ihanetle, yanlış yapmakla suçlayabilir misiniz? Elbette insanlar süreci eleştirebilir. Sorular sorabilirler. Hatta bizim de istediğimiz bu meselelerin açık açık konuşulmasıdır. Ama elinizde hiçbir bilgi olmadan, devletin hangi değerlendirmeleri yaptığını bilmeden insanları vatanseverlik üzerinden suçlamak doğru değil. Eleştiri yapalım ama Türkiye’nin böyle hassas bir meselesini de günlük siyasi rekabetin malzemesi hâline getirmeyelim.

ozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi-5

Şehit aileleri ve gazilerimizin bu süreçle ilgili hassasiyetleri var. Onlara ne söylersiniz?

Onların hassasiyetini çok iyi anlıyoruz. Çünkü bu ülkenin terörle mücadelede ödediği en ağır bedeli şehit ailelerimiz ve gazilerimiz ödedi. Şehitlerimizin emaneti bizim için başımızın tacıdır. Gazilerimizin fedakârlığını da hiçbir zaman unutmayız.

Ama şunu da soralım: Şehitlerimizin uğruna mücadele ettiği şey neydi? Bu vatanın birliği, bütünlüğü ve terörden arındırılması değil miydi?

Dolayısıyla Terörsüz Türkiye hedefi geçmişte verilen mücadeleyi yok saymak değildir. Tam tersine, o mücadeleyi terör örgütünün tamamen tasfiye edilmesiyle sonuçlandırmaktır. Biz şehit ailelerimizle de gazilerimizle de beraberiz. Onların kaygılarını küçümsemiyoruz, aksine son derece ciddiye alıyoruz. Ama kimsenin de şehitlerimiz ve gazilerimiz üzerinden Milliyetçi Hareket Partisinin vatanseverliğini sorgulamasına müsaade etmeyiz.

Terörün Türkiye’ye ekonomik maliyetini de sık sık vurguluyorsunuz. Bunun boyutu nedir?

Gerçekten çok büyük bir maliyetten bahsediyoruz. Ama ben meseleyi sadece bir rakam üzerinden anlatmanın eksik olduğunu düşünüyorum. Şöyle bakalım: Yıllardır terörle mücadeleye ayrılan kaynakların bir kısmını çiftçiye, üniversitelere, fabrikalara, teknolojiye, hastanelere, altyapıya ayırabilseydik bugün nasıl bir Türkiye olurdu? Dile getirilen hesaplamalarda öyle rakamlar var ki Türkiye’nin birkaç kez yeniden inşa edilebileceği bir ekonomik büyüklükten söz ediliyor. Bugün çiftçinin desteğini konuşuyoruz, gençlerin iş bulmasını konuşuyoruz, yatırımı konuşuyoruz. Terörün maliyetini aslında bunlarla birlikte düşünmek gerekiyor. Terör sadece canımızı almadı. Paramızı, zamanımızı ve kalkınma imkânımızı da aldı. Şimdi bu yük ortadan kalktığında önümüzdeki 10 yılda ortaya çıkabilecek ekonomik imkânları düşünün. Türkiye açısından gerçekten çok önemli bir potansiyel var.

AG: Terörün sona ermesi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu açısından ne değiştirecek?

Çok şey değiştirecek. Belki de sürecin en önemli sonuçlarından biri burada görülecek. Biz Diyarbakır’ın, Şırnak’ın, Hakkâri’nin, Van’ın sürekli terör haberleriyle anılmasını istemiyoruz. Bu şehirlerimiz yatırımla, sanayiyle, tarımla, turizmle, kültürle, ihracatla konuşulsun istiyoruz. Bir genç düşünün. Önünde iki yol olmamalı. Bir tarafta örgütün propagandası, diğer tarafta gelecek kaygısı... O gencin önünde üniversite olsun, iş olsun, teknoloji olsun, kendi hayalini kurabileceği imkânlar olsun. Dağlarımız terör kamplarıyla değil turizmle anılsın. Sınır kapılarımız korkunun değil ticaretin kapısı olsun. Terör ortadan kalktığında sadece güvenlik açısından değil, ekonomik ve sosyal açıdan da çok farklı bir dönem başlayacaktır.

Sürecin dışarıdan bir arabulucu veya üçüncü ülkenin müdahalesiyle yürütülmesi söz konusu mu?
Hayır. Biz buna ihtiyaç olduğunu düşünmüyoruz. Türkiye kendi meselesini kendi devlet aklıyla çözebilecek güçte bir ülkedir. Kendi kurumlarımız var, kendi Meclisimiz var, kendi demokratik sistemimiz var. Neden bir Amerikanın, bir Avrupa ülkesinin veya başka bir üçüncü aktörün hakemliğine ihtiyaç duyalım? Bizim söylediğimiz şey aslında çok net: Bu Türkiye’nin kendi modelidir. Türkiye kendi sorununu kendisi çözecek. Çünkü dışarıdan bir aktörü sürece dâhil ettiğiniz zaman onun kendi hesabını, kendi çıkarını da sürecin içerisine sokmuş oluyorsunuz. Türkiye’nin millî güvenliğiyle ilgili kararı verecek olan Türk devletidir, Türk milletidir ve Gazi Meclistir.

ozturk-cerceve-yasayi-anlatti-turkiye-cesur-bir-irade-gosterdi-6

Terörün tasfiyesi Türkiye’nin bölgesel güç olma hedefini de etkiler mi?

Elbette etkiler. Hem de doğrudan etkiler. Bugün Türkiye savunma sanayiinde ciddi bir noktaya geldi. Enerji ve ulaştırma koridorlarının merkezinde. Türk dünyasında, Kafkasya’da, Afrika’da, Doğu Akdeniz’de giderek daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye var. Şimdi böyle bir ülkenin hâlâ enerjisinin önemli bir bölümünü içeride terörle mücadeleye ayırdığını düşünün. Bu başlı başına büyük bir kayıp. Terörü tasfiye ettiğinizde o enerjiyi başka alanlara yönlendirebilirsiniz. Irak Kalkınma Yolu var, enerji güzergâhları var, Suriye’nin yeniden inşası var, bölgesel ticaret var. Türkiye’nin önünde çok ciddi fırsatlar bulunuyor. Biz artık içeride sürekli yangın söndüren bir Türkiye değil, çevresindeki gelişmelere yön veren bir Türkiye olmak istiyoruz.

Bazıları “Terör örgütü zaten zayıflatılmışsa neden şimdi böyle bir sürece ihtiyaç var?” diye soruyor. Buna cevabınız nedir?

Ben de tam tersini söylüyorum: Örgüt zayıflatıldığı için bugün bu fırsat var. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, jandarmamız, polisimiz yıllardır çok ağır bir mücadele verdi. Terör örgütünün hareket alanı ciddi şekilde daraltıldı. Devlet sahada üstünlüğü ele geçirdi. Şimdi yapılması gereken, bu güvenlik başarısını kalıcı bir siyasi ve toplumsal sonuca dönüştürmek. Çünkü dünyada şartların yarın nasıl değişeceğini bilemezsiniz. Bugün zayıflamış olan bir örgütü yarın başka bir ülke kendi hesabı için yeniden kullanmaya çalışabilir. O zaman neden bekleyelim? Türkiye'nin güçlü olduğu, inisiyatifin devlette bulunduğu bir dönemde bu mesele tamamen kapatılsın istiyoruz.

Son olarak, Terörsüz Türkiye başarıya ulaşırsa nasıl bir Türkiye görüyorsunuz?

En basit ifadeyle, çocuklarımızın terör haberleriyle büyümediği bir Türkiye görüyorum. İnsanların birbirine Türk, Kürt, Alevi, Sünni diye şüpheyle bakmadığı; ortak vatandaşlık ve millet bilincinin daha da güçlendiği bir Türkiye. Dağlarında teröristin değil turistin, üreticinin konuşulduğu; sınır şehirlerinde ticaretin büyüdüğü, gençlerin terör örgütlerinin propagandasına değil üniversiteye, teknolojiye, işe ve kendi geleceğine yöneldiği bir ülke. Bir de ekonomik tarafı var. Yıllardır teröre harcadığımız kaynağı çiftçiye, işçiye, emekliye, gençlere, bilime, teknolojiye ve sanayiye yönlendirebildiğimizi düşünün. Türkiye yaklaşık yarım asırdır bu meseleyi taşıyor. Bunu sonsuza kadar taşımak zorunda değiliz. Terörsüz Türkiye geçmişte verilen mücadelenin reddi değildir. Tam tersine, o mücadelenin terörün tamamen sona ermesiyle taçlandırılmasıdır. Bizim hedefimiz bu. Artık Türkiye enerjisini teröre değil kendi geleceğine, büyümesine ve kalkınmasına harcasın.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.