Altın 7,134.94
%0
BIST 12,433.50
%0,39
Dolar 44.16
%0
Euro 50.49
%0
Kırıkkale
15°

Görme kaybı yaşarken ders çalıştı, şimdi doktorlarıyla meslektaş olmayı hedefliyor

Görme kaybı yaşarken ders çalıştı, şimdi doktorlarıyla meslektaş olmayı hedefliyor
Hastanede tedavi gördüğü sırada görme kaybına rağmen ders çalışan MS hastası Ege Ünal, şimdi kendisini tedavi eden doktorlarla meslektaş olmanın hayalini kuruyor.

Hastanede tedavi gördüğü sırada görme kaybına rağmen ders çalışan MS hastası Ege Ünal, şimdi kendisini tedavi eden doktorlarla meslektaş olmanın hayalini kuruyor.

Lise yıllarında görme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran Ege Ünal'a Multiple Skleroz (MS) tanısı konuldu. O yıllarda hastanede yatarken görme kaybına rağmen test çözmeye ve ders çalışmaya devam eden Ünal, tıp fakültesini kazandı. Şu anda 2'nci sınıf öğrencisi olan Ünal, nöroloji alanına ilgi duyduğunu belirterek hastalığıyla ilgili farkındalık oluşturmayı ve MS'in sanıldığı kadar umutsuz bir hastalık olmadığını insanlara anlatmayı hedeflediğini söyledi. Akademik hayatının yanı sıra okulunun müzik grubunda gitar çalan Ünal, tedavi gördüğü hastanede de konserler verdi. Ünal, ileride kendisini tedavi eden doktorlarla meslektaş olmanın hayalini kuruyor.

"Gözüm görmezken bile hastanede yatarken ders çalışmaya çalışıyordum"

Tıp fakültesini kazanmasında hastanede yaşadığı sürecin çok büyük bir etkisi olduğunu dile getiren Ünal, "Hastanede yattığım dönemlerde özellikle etrafımdaki o doktor figürlerini gördükçe benim hep motivasyonum arttı. Ben ilk hastaneye yattığımda 11'inci sınıftaydım ve çok fazla stresim vardı. Aynı zamanda üniversite sınavını çok kafaya takan bir insandım. Gözüm görmezken bile hastanede yatarken ders çalışmaya çalışıyordum. Test çözmeye, deneme çözmeye çalışıyordum ve bu motivasyonumda tabii ki doktorları görmem çok beni etkilemişti" diye konuştu.

"Hastalığım üzerinde çalışmak her zaman benim için bir hayal oldu"

Ünal, nöroloji bölümünde uzmanlaşmak istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

"Ben tıpı yazarken hep diyordum. Ben nöroloji istiyorum diye. Çünkü hastalığım üzerinde çalışmak her zaman benim için bir hayal oldu. Hastalığımla ilgili insanları bilgilendirmek, hatta insanları tedavi edebilmek benim için çok büyük bir gurur kaynağı olur gerçekten. Şu an 2'nci sınıftayım. Henüz kesinlikle şu olacağım diyemiyorum. Fakat başladığımdan beri nörolojiye her zaman ilgim oldu."

Aynı zamanda sosyal yaşantısından da hiç kopmadığını ifade eden Ünal, "Tedavi gördüğüm hastanede defalarca konser verdim. Birinci sınıftan itibaren okulumuzun müzik grubuna katıldım ve hep sosyal gönüllülük projelerimizde, çocuk hastanesinde, tıp bayramlarında hastanemizde sahnelerimiz oldu, konserlerimiz oldu" ifadelerini kullandı.

"İşin dışarıdan göründüğü kadar umutsuz olmadığını onlara anlatabilmek benim için bir ideal oldu"

Ünal, hastalığıyla alakalı araştırma yapmak istediğini ve insanları bilgilendirmek istediğine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Hastalığımın başından beri kendime hep benim gibi bu durumla karşılaşan gençleri, benim ailem gibi bu durumla karşı karşıya kalan ve bu konuda çok gerilmiş olan aileleri rahatlatmak, bilgilendirmek ve işin dışarıdan göründüğü kadar hiçbir zaman umutsuz olmadığını onlara anlatabilmek benim için her zaman bir ideal oldu. Hangi alanda çalışırsam çalışayım, benim gibi bu durumla karşı karşıya kalan herkesi bilgilendirmek, hepsine bir örnek olmak benim için gerçekten çok önemli bir durum haline geldi. Ben ne doktoru olursam olayım, MS benim için her zaman kırmızı bir çizgi olacak ve ben o konuda her zaman insanları bilgilendirmek ve yönlendirmek amacıyla elimden geleni yapacağım."

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde çocuk nöroloji eğitim ve idari sorumlusu olan Prof. Dr. Ayşegül Neşe Çıtak Kurt, ise MS'in genç yetişkin hastalığı olduğunu dile getirerek, en sık 20 ve 40 yaş aralığında görüldüğünü ifade etti.

Genç hastaların tanı aldıktan sonra kaygılı ve endişeli bir süreç yaşadıklarını anlatan Kurt, "Tanı netleştikten sonra tedavi ile ilgili planlarımız, atak tedavisi, koruyucu tedaviler, planlarımızı aileyle paylaşıyoruz. Bu konuda da aslında erken tanı ile birlikte uygun tedavi seçimi ile hastamızın normal yaşantısına devam edeceğini, düzenli kontroller ve ilacını aksatmama şartıyla mümkün olduğunu onlara anlatıyoruz" şeklinde konuştu.

"Hasta hekim ilişkisi bizim için iki meslektaşa dönüştü"

Kurt, Ünal'ın düzenli kontrollerle ve uygun tedaviyle hayatını normal bir şekilde sürdürdüğünü aktardı.

Ünal'ın meslektaşı olacağı için mutluluk duyduğunu belirten Kurt, "Derse gidiyorum merdivenlerden hızlı hızlı çıkarken arkamdan bir ses duydum ve döndüm. Ege'ydi seslenen ama bir anda şaşırdım. Ege yani poliklinikte karşılaşıyoruz hani tıp fakültesinde ne iş olabilir diye. "Hocam ben artık hastanızım ama aynı zamanda da öğrenciniz oldum" dedi. O an yaşadığım mutluluğu size hiçbir şekilde tarif edemem ve artık hasta hekim ilişkisi bizim için iki meslektaşa dönüşmüştü. Kendisinin hikayesini anlatırken farkındalık oluşturmak, benzer aileler ve gençler için motivasyon oluşturmayı her zaman kendisine bir görev edindi" diye konuştu.

Kaynak:İhlas Haber Ajansı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.