Kamil Öcal
Panzehir
Yankılar
Dinler ve medeniyetler savaşı insanlık tarihi kitabının en hazin, en kanlı ve en utanç verici sayfalarını oluşturur. Barış ve huzuru tesis etmek için insanlığa indirilmiş olan din kullanılarak insanlığın en kanlı vahşetleri yapılmıştır yeryüzünde. Oysa huzuru ve barışı yeryüzünde egemen kılabilmek için insana insan gözüyle bakabilmek yeterliydi. Engizisyon çağı avrupasında dini hegamonyanın iktidarıyla kilise hurafeleri din yapılarak bu hurafelere karşı çıkan ve hakikatleri haykıran aydın ve düşünürler en korkunç işkenceler altında katledilmiş ve bu katliamlar din ve Allah adına yapılmıştır.
Batının vahşet dolu tarihi aydınlanmacı fikir ve ilim adamlarının halkı uyandırması, halka fikir önderliği yapmasıyla sekteye uğramıştır. Matbaanın icadı ile aydınlanmacı fikir ve düşünceler çok kısa sürede geniş halk kitlelerine ulaşarak insanların kafalarındaki dinsel ön yargıları yıkmıştır. Böylece batı dünyasının çok büyük bir kesimi pozitif ilimlerin önderliğinde papazların ve kilisenin baskıcı ve bağnaz prangalarından sıyrılmayı başarmıştır. Yani artık kiliseler değil bilim laboratuvarları batının mabetleri olmuştur. Kendi içerisinde medeniyeti bulmuş olan batı dünyası baskıcı tutumunu ve siyasi entrikalarının namlularını ortadoğunun mazlum milletlerine doğrultmaktan asla geri kalmamıştır. Bilim ve teknolojinin aydınlığında gelişen ve zenginleşen Amerika ve Avrupa devletleri sömürgeci ve istilacı siyasetleri ile özellikle islam coğrafyalarında akıl almaz dil, din, mezhep ve kültürel sömürülerini uzun yıllar boyunca devam ettirerek mazlum milletler üzerinde çok acımasız baskı ve yıldırma operasyonlarına asla ara vermemiştir.
Batının bu ahlaksızca ve insanlık dışı kirli siyesetlerinin temelinde kendi kişisel menfaatlerini herşeyin üstünde tutan, batının siyaset ve devlet adamlarına her fırsatta cesaret veren ve imkan sağlayan Ortadoğu milletlerinin siyasi yöneticileri var olmuştur. Bu siyasiler bu günahın bir parçası olmaktan da asla geri adım atmamışlardır. Çünkü batılı vahşet sömüreceği ve istila edeceği bir devletin içerisinde kendileriyle iş birliği halinde olabilecek ve siyasi destek sağlayabilecek bir devlet adamını yaratmadan asla bu kirli oyunlarını cesaretle sahneye koyamayacağını çok iyi bilir.
O halde batının her fırsatta kustuğu bu zehre karşı koyabilecek panzehiri üretmek, karşı milletlere düşen tarihi bir görev ve bir misyondur. Bu panzehirin en güçlü formülü milli birlik ve beraberliktir. Ortadoğu halklarının batılı emperyalizmin zulmünden kurtulabilmesi aynı din, aynı mezhep, ortak inanç ve ekonomik işbirliği içerisinde bilmi ve teknolojiyi rehber edinerek savunma sanayisini güçlendirmekten geçmektedir. Halklar kendi öz kaynaklarını kendi zenginlikleri ve istikballeri için kullanmalı, her alanda çağdaş ve bilimsel eğitim seferberliği başlatmalıdır. Çağdaş eğitim, halkını seven, bayrağını, toprağını, milletini ve bağımsızlığını herşeyin üzerinde tutan hür bireyler yetiştirmeli. Bu çağdaşlık, milli birlik ve beraberlik içerisinde ekonomik ve kültürel gelişmişliğini tesis etmiş olan milletler asla batıdan gelebilecek tehtitlere boyun eğmeden gelecek yüzyıllar içerisinde kendi halklarıyla ve dünya ile barışık hür ve müreffeh bir dünya anlayışı içerisinde özlemini çektiği bir yaşam biçimine kavuşacaktır. Biz bu çağdaş çizgiyi Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimleri ve geleceğe ışık tutan fikirleriyle yakaladık fakat Ortadoğu milletlerinin tarihi süreç içerisinde böyle bir şansı olmadı.
Batının kırmızı çizgisi şudur ki; ilim ve teknoloji ile aydınlanmış, ekonomik istikrarı yakalamış, çağdaş ve demokratik siyasi bir yönetim anlayışını benimsemiş, halkıyla barışık, dünya ile entegre bir Ortadoğuyu asla ve asla istemiyor. Bu yıkıcı ve zehirli siyasetin oyununu bozabilecek mutlak panzehir; milli birlik ve beraberlik içerisinde tesis edilmiş demokratik bir siyasal yönetim, hukun üstünlüğü ve çağdaş bilmin kılavuzluğudur....
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.