Av. Gökhan Tektaş
Sosyal devlet nerede?
Türkiye’de yeni açıklanan asgari ücret, rakam olarak belki bir artışı ifade ediyor olabilir; ancak hayatın gerçekleriyle yan yana konulduğunda, bu artışın bir “iyileştirme” değil, olsa olsa bir “oyalama” olduğu açıkça görülmektedir. Bugün asgari ücret, bir çalışanın emeğinin karşılığı olmaktan çıkmış; temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığı bir hayatta kalma sınırına sıkıştırılmıştır.
Kira fiyatlarının asgari ücretin tamamını aşar hale geldiği; gıda enflasyonunun mutfakları boşalttığı; elektrik, doğalgaz ve ulaşım faturalarının her ay yeni bir yük bindirdiği bir ülkede yaşıyoruz. Çocuğunun beslenme çantasını doldurmakta zorlanan, pazarda fileyi yarıda bırakan, sosyal hayattan vazgeçmeyi çoktan kabullenmiş milyonlarca Türk Vatandaşı var. Bu tablo, “büyüyen ekonomi” masallarıyla örtülemez!
Devletin temel görevi, vatandaşına insan onuruna yakışır bir yaşam sağlamaktır. Anayasada yer alan “sosyal devlet” ilkesi, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir süs değildir; emeği korumayı, gelir adaletini sağlamayı ve yurttaşı piyasanın insafına terk etmemeyi gerektirir. Ne yazık ki bugün gelinen noktada merkezi iktidar, bu sorumluluğunu yerine getirmekten uzaktır.
Asgari ücret belirlenirken işçinin değil, sermayenin; geçim derdinin değil, bütçe makyajının esas alındığı bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Sendikaların etkisizleştirildiği, çalışanların masada gerçek anlamda temsil edilmediği bir süreçten adil bir sonuç çıkması zaten mümkün değildir. Üstelik asgari ücret daha işçinin cebine girmeden enflasyon karşısında erimekte, birkaç ay içinde alım gücünü yitirmektedir.
Cumhuriyet Halk Partili birey olarak açıkça ifade etmek gerekir ki sorun yalnızca rakam sorunu değildir; bu bir yönetim sorunudur. Plansız, öngörüsüz ve günü kurtarmaya odaklı ekonomi politikalarının bedelini emekçiler ödemektedir. Kamucu anlayıştan uzaklaşılmış, üretim yerine rant tercih edilmiş, sosyal adalet göz ardı edilmiştir.
CHP’nin savunduğu anlayış nettir: Asgari ücret, geçim ücreti olmalıdır. Vergi adaleti sağlanmalı, dolaylı vergilerle dar gelirlinin sırtına yük bindirilmemeli, asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Enflasyonla gerçek bir mücadele yürütülmeli, denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli ve emeğin değeri korunmalıdır.
Bu ülkenin insanı daha iyisini hak ediyor. Alın teriyle çalışanların yoksullukla sınanmadığı, gençlerin gelecek kaygısıyla ülkesinden kopmadığı, emeklilerin geçinememe korkusu yaşamadığı bir Türkiye mümkündür. Bunun yolu da kötü yönetimi normalleştirmekten değil, değiştirmekten geçmektedir.
“Ne ezen, ne ezilen.. insanca, hakça bir düzen!”
Saygılarımla.
Av. Arb. Gökhan TEKTAŞ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.