Eğitim

KÜ’de 26. Ulusal Ergonomi Kongresi yapıldı

  1. Ulusal Ergonomi Kongresi, Kırıkkale Üniversitesi ve Türk Ergonomi Derneğinin iş birliği ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleştirildi. 150’den fazla konuşmacının katıldığı kongrede 81 sunum yapıldı.

 

23’Ü YÜZ YÜZE OLMAK ÜZERE 81 SUNUM

Kongrenin açılış törenine Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Başalan, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.  Dr. Ali Payıdar Akgüngör, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ersöz, Türk Ergonomi Derneği Başkanı ve İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Fahri Özok, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Öztemel, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı. Kongrede 150’den fazla konuşmacı, ergonomi çerçevesinde iç mekan, postür, risk, eğitim, eğitim ve pandemi, savunma, sağlık, yaşlılık, dezavantajlı gruplar, ofis, iş sağlığı ve güvanliği, tasarım, pandemi, tasarım ve pandemi, ergonomik değerlendirme, sanayi, endüstri ve psikoloji konularına ilişkin 23’ü yüz yüze olmak üzere 81 sunum yaptı. Kongre çerçevesindeki sosyal programda Dinek Dağı gezisi düzenlendi, Mayi Tuz Fabrikası ve MKE Silah Müzesi ziyaret edildi.

 

EKONOMİ VE ÜRETİME CİDDİ KATKI SAĞLAYAN ÜNİVERSİTEYİZ

Kongre açılış töreni, Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Şehit Aydın Çopur Konferans Salonu’nda yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Başalan’ın konuşması ile devam etti. Üniversite olarak 26. Ulusal Ergonomi Kongresi’ne ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Yardımcısı Başalan, “Yaklaşık 100.000 mezunuyla, 36.000 öğrencisiyle, 3.000 akademik ve idari personeliyle Türkiye ekonomisine ve üretimine ciddi katkı sağlayan bir Üniversiteyiz. Anadolu’nun tam ortasındaki Üniversitemizi ve şehrimizi tanıma fırsatı bulacaksınız. Ben düzenleme kuruluna gösterdikleri özverili çalışmadan dolayı teşekkür ediyorum. Pandemi sonrasında öğrencilerimizle ilk organizasyonlardan birini düzenliyoruz. Çok değerli konuşmacılarımızın yer aldığı etkinliğimizde özellikle Türkiye’de yapay zeka konuşulmadan 15-20 yıl önce yapay zekayı gündeme taşıyan bilim adamlarını dinleme fırsatı bulacağız. Bir Veteriner hekim olarak diğer meslektaşlarımızın ergonomi çerçevesinde bizlerle paylaşacakları farklı konularda önemli çalışmaları olduğuna eminim. Onları da zevkle, heyecanla dinleyip sektöre ulaştırmaya gayret edeceğiz. Ben kongrenin sivil toplum ve sektör adına hayırlı olmasını, başarılar getirmesini diliyorum” diye konuştu.

 

BİLİŞSEL ERGONOMİ TEMASI

Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ersöz ise, “26. Ulusal Ergonomi Kongresinin, ülkemiz ve insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Değerli katılımcılar, 26. Ulusal Ergonomi Kongresinde bilişsel ergonomi teması ile yola çıkmış olmamıza rağmen 2 yıldır devam eden pandemi ortamında yaşanan risklere dikkat çekmek ve ergonomi bilimi ışığında geliştirilen çözümleri konuşmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu bağlamda 23’ü yüz yüze olmak üzere toplam 81 bildiri sunulmuştur. İşi kişiye nasıl uygun hale getirebiliriz, doğru çalışma kurallarını nasıl belirleyebiliriz, çalışma koşullarını nasıl rahatlatabiliriz, kullanılan araç gereci nasıl kullanıcı dostu yapabiliriz; sorularına cevap arayan, bu ulvi amaca hizmet eden ve bu amaç için iş birliği yapan herkese huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Kongrenin yapılmasında emeği geçen sayın Rektörümüze, Dekanımıza, düzenleme kuruluna, mesai arkadaşlarıma, öğrencilerime ve Türk Ergonomi derneği üyelerine teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

 

MÜHENDİSLERİN ODAĞINDA İNSAN YER ALMAKTADIR

Mühendisliğin ve Mühendislik Tarihi’nin en eski kavramlardan biri olduğunu belirten Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Payıdar Akgüngör, Mühendislik ve ergonomi kavramlarının birbirinden ayrı tutulmasının mümkün olmadığına vurgu yaparak, “Mühendislerin odağında insan yer almaktadır. Ergonomi ise bilindiği üzere insan ve yaşam arasındaki, yaşam alanlarındaki veya iş yaparken kullanılan her türlü donanımın veya ortam arasındaki ilişkileri bilimsel olarak inceleyen bir bilim dalıdır. İnsan mühendisliği veya iş bilimi olarak da bilinen ergonomi; insan, makina ve işin birbirleriyle en iyi şekilde uyumlaşmasını amaçlayan, insanın fizyolojik, biyolojik ve anatomik özelliklerini inceleyerek makine, alet ve eşyaların ve özelliklerine uygun olarak tasarlanmasını sağlamaktadır. Özetle ergonomi, insanı her boyutuyla analiz ederek yapısını, sınırlarını belirleyerek insan için bir şeyler üretenlere bilgi olarak sunmaktadır. Mühendisler de bu bilgileri alarak insanlara uyumlu ürün ve süreçleri tanımlamaktadır. İnsana uygun olmayan hiçbir şeyin insan tarafından kabul görmesi mümkün değildir. Bu yönüyle ergonomi ve mühendislik kavramlarının birbirinden ayrı tutulması mümkün olmamaktadır” şeklinde konuştu.

 

İNSANCA ÇALIŞMADA İNSAN ONURUNA YAKIŞAN ÇALIŞMA VARDIR

Ergonominin insan onuruna yakışır, insanca çalışmanın gelişmesine katkı sağlayan bir bilim dalı olduğunu belirten Türk Ergonomi Derneği Başkanı ve İTÜ Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Fahri Özok,  “Ergonomi, insanın herhangi bir işte ödediği bedeli en aza indiren bilim dalıdır. Hepimiz iş yaparken bazı bedeller ödüyoruz. Bu bedeli en aza indirmeye yarayan uygulamalı bilim dalına ergonomi diyoruz. Biz hem üretken hem de verimli çalışmayı, hem de o sistem içinde çalışanların daha insanca çalışmasını, daha az bedel ödemesi için çalışıyoruz. İnsanca çalışmada insan onuruna yakışan çalışma vardır. İnsan olduğu için insanca çalışmayı hak eder. Biz bir işi incelerken, onun tüm teknolojik gereksinimlerini yerine getirirken aynı zamanda o insanın kendisini rahat ve huzurlu hissetmesini göz önüne almalıyız” sözlerine yer verdi.

 

EĞİTİM GEREKLİDİR

Ergonomi kültürünün işletmelere yerleşmesi konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları anlatan Prof. Dr. Ahmet Fahri Özok, “Küçük, orta ve büyük işletmelerde ergonomik bir alt kültürün oluşması gerekmektedir. Bunun için de eğitim gerekmektedir. Bunun süresi işletmenin büyüklüğüne göre 1 yıldan 3-4 yıla kadar sürebilir. Bir takım şeylerin insanlara öğretilip, ezberletilmesi yetmez. Çalışanlar, yaptıkları işin ergonomik olup olmadığını, daha etkin nasıl çalışacağını sorgular halde olmalıdır. Diyelim ki burada bir ergonomi projesini uygulamaya çalışıyoruz. İlgililerin tümüne ergonomi fikrini vereceksiniz ama onu benimseyecek ve içselleştirecek. Daha sonra pilot olarak en problemli bir iş istasyonunu seçip orada hep birlikte katılımcı yönetim dediğimiz, çalışanların ve yöneticilerin fikrini aldığımız, dışarıdan danışmanların ve uzmanların fikrini aldığımız çözümlerin üretilmesi lazım. Pilot iş istasyonunda düzeltmeleri yaptıktan sonra düzeltmeleri uygulamaya koyar ve çalıştırırız. Ortaya çıkan aksaklıkları yeniden düzeltiriz ve çalışmalar aksamadan işler hale gelince bunu tüm iş istasyonlarında genelleriz. Ben 1965 yılından bu yana ergonomi ile uğraşıyorum ve kişisel olarak inanıyorum ki; Türkiye’de ergonomi konusundaki çalışmalar eğer bilimsel şekilde ve seferberlikle yapılırsa, hamasi söylemlerle değil elle tutulur gözle görülür çalışmalar yapılsa ben Türk sanayisinin %25-30 verimlilik  ve üretkenliğinin artılacağını düşünüyorum”şeklinde konuştu.

 

DOĞRU STRATEJİLER UYGULAMAZSAK GERİDE KALMAMIZ MUHTEMELDİR

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Öztemel, Tüm dünya net bir şekilde anladı ki dünya artık hiçbir zaman Mart 2020 öncesi gibi olmayacak. Biz bu değişim ve dönüşüm sürecine doğru noktadan başlamazsak, doğru stratejiler uygulamazsak geride kalmamız muhtemeldir. Günümüzde değişimin hızını düşünürsek bu herkesin anlaması gereken bir konudur. Özellikle endüstri, bilgisayar, elektronik mühendislerinin bu işin itici gücü olmaları gerekir. Bununla beraber tarımdan ekonomiye, ticaretten savunmaya, imalattan servis sektörüne her alanda artık dijital dünya ile karşı karşıya olduğumuz bilincinde olmamız gerektiğini ve önemli bir farkındalık oluşturma ihtiyacında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Değişim ve dönüşümün itici güçlerini çok iyi anlamamız lazım. En önemli unsur inovasyondur. İnovasyon, değer üreten Ar-Ge’dir. Her Ar-Ge inovasyon değildir, bir artı katıyorsa değerdir. Daha fazla değer katma aşkı bu değişim ve dönüşümü ciddi anlamda tetikliyor. Önceden müşteri ne bulursa onu alıyordu ancak bu değişti. Müşteri istediğini almaya başladı. Endüstri 4.0 toplumunda yani günümüzde müşteri ne isterse onu alır. Bu da yetmeyecek. Yarın müşteri gelecekte ihtiyacı olan ürünü de temin edebilecek. 1980 ve 90’larda bir cep telefonunun yaptığı şeyleri sağlayan bir sistem kurmak istediğimizde en az 1 milyon dolar para harcamamız gerekirdi. Bugün aynı hizmeti 900-1000-1200 dolara almak mümkün olabiliyor. Bu da değişimin boyutunu gösteriyor” dedi. HABER: Şeyma Fidan

Benzer Haberler

71 Burs’a Bin 816 Başvuru

yonetici

Kırıkkale Lisesinin proje zaferi

yonetici

Belediyeden ücretsiz tercih danışmanlığı

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x